|
ŞİİR EKLEMEK İSTERSENİZ
arkinturan@gmail.com
17/1/2007 - ÖYLESİNE SEVMİŞTİM |
ÖYLESİNE SEVMİŞTİM
Şimdi gidiyorsun, git Bütün sabahları üşüdüğüm Bütün gördüğüm senli günlerim,onlarda gitsin İçimde bir şarkı Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden Sevdiğimiz şarkıları da Pencereme konan yusufçukları da Bana karanlığı bırak Beni bırak, beni böyle bırak Böyle ansızın, böyle yakışıksız Böyle anlamsız, böyle dağınık Öyle kapıda susuşun Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun Öyle sağlam, öyle bir de vuruşun Koy beni sensizliğe Ve otursun içime kül gibi kor yangının
Şimdi gidiyorsun, git Hadi git Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git Hadi kanatma Hadi yıkma Hadi dokunma Zaten ben seni öylesine sevmiştim
Şimdi gidiyorsun, git Bütün sabahları üşüdüğüm Bütün gördüğüm senli günlerim,onlarda gitsin İçimde bir şarkı Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
|
| • 2 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
17/1/2007 - KAÇ,GİZLEN,SUS |
KAÇ , GİZLEN , SUS Ben ölmek için doğmadım.. Her gece yürüyüşlerimde Bir yıldız kayar gökten Ama hiç dilek tutmadım, Kehribar tesbih misal Hep yıldızlar saydım, Yalnızlıktan kaçıp, ayın mehtabında dolaştım, Kendimi gizledim vefasız aynalarda, Kamufle olup sessizliğe sustum, Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..
Ben ayrı dünya çocuğu.. Her gece ayın doğuşunda Sancısını çekerim yalnızlığın, Sonra firari fikirle yıldızlar sayarım, Kaçarım esaretine düşmekten yalnızlığın, Gök kubbesi altında gizlenirim karanlığın, Yürürüm gecenin kucağına susarım, Benim adıma doğan Her Gündüz için, her güneş için “To be or not be” önemli değil, Her ne kadar asil bir eylem olmasa da Ben kaçarım, ben gizlenirim, ben susarım..
Ben ölmek için doğmadım.. Her gece yürüyüşlerimde Bir yıldız kayar gökten Ama hiç dilek tutmadım, Kehribar tespih misal Hep yıldızlar saydım, Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..
Ben ölmek için doğmadım Ben ebedi yaşamak için öleceğim…
|
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
17/1/2007 - İSTANBULA KAR YAĞIYORDU |
İSTANBULA KAR YAĞIYORDU
Yetmiş dokuzun kışıydı, Sertti, soğuktu İstanbul’a kar yağıyordu.. Kömür yanıyordu sobalarda Geceleri polisler, bekçiler oluyordu.. Bir de biz oluyorduk Ölümüne üşüyorduk ha Yalan yok polisler de üşüyordu
On altı yaşındaydım.. Her şeyi bükecek bileğim vardı On altı yaşındaydım
Aslan gibi ortadaydım Gündüzleri okulda coğrafya defterimin arkasına Senin için şiirler, Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için Kahrolsun yazacak kadar adamdım On altı yaşındaydım Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden Ne de birileri kahroluyordu Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden On altı yaşındaydım Yalan yok
Ben yazmaya böyle başladım Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer Yıkıldı gitti..
Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum, Kocaman laflar ediyorum Marşlar biliyordum, Kitaplar okuyordum. Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan Koşarak ve ıslanmadan yaşıyordum. Bak İstanbul’u seviyordum Seni seviyordum Dualar öğreniyordum Meydanlarda toplanıp bağırıyordum Herkes gibiydim, Herkes kadar cesur.. Herkes kadar korkak Herkes kadar filinta delikanlı Ve herkes kadar buralı..
Yetmiş dokuzun kışıydı, Sertti, soğuktu İstanbul’a kar yağıyordu.. Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken.. Haliç’ in arkasında toplanıyorduk Gece adamı içine çekiyordu Biz geceyi içimize çekiyorduk.. En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları Herkes beni seviyordu.. En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa Coğrafya defterimin arkasına.. Bunu kimse bilmiyordu
Sizin evin duvarına kahrolsun diye yazıyordum Ve hızla kaçıyordum Sizin evin duvarına bir kez olsun Seni seviyorum diye yazamadım O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu Dedim ya Yetmişdokuzun kışıydı Sertti, soğuktu İstanbul'a kar yağıyordu.
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
17/1/2007 - KUŞ HATIRALARI |
KUŞ HATIRALARI Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar rüyalarımıza melekler uğrardı. Kapımızdan yoğurtçu bahçemizden ishakkuşu kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi.
Kışın bir sobamız olurdu sobanın yanında kedimiz kedinin önünde yün yumağı bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.
Yerli malı kullanan yurdun üç tarafı denizlerle çevrili kuru üzüm incir fındık tütün çay narenciye kavun-karpuz yetiştiren kuru üzüm ve inciri satan karşılığında çamaşır makinesi radyo ve otomobil alan bir toprağın fertleri... Biraz yoksul biraz mütevekkil biraz mahçup biraz kırılgan biraz naif ama hep umutlu...
Özlerdik. Memleketteki halamızı ince doğranmış bir dilim pastırmayı yurttan sesler korosunu akşam komşuluklarını radyo tiyatrolarını sabah ezanını kalaycıyı bozacıyı münir nureddin şarkılarını orhan boran yarışmalarını kandil gecelerini duvar sarmaşıklarını bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını okul önü koz helvalarını akşam oturmalarını ve hayatı...
Top oynardık ip atlar kedi kovalar taşlarla birbirimizin başını yarar mahalle savaşları çıkarır gece olunca da tutar babalarımızın elinden yazlık sinemalara gider Sadri Alışık Vahi Öz Belgin Doruk Cüneyt Arkın seyreder Olimpos gazozları içer güler eğlenir bağırır çağırır dönerken yıldızları sayardık. Biz sıkı çocuklardık.
Hepimizin birer yıldızı vardı onlara isim takardık onlar da bize isim takardı pus ve dumandan önce bu şehrin geceleri gözkırpan ve isimleri takılan yıldızları vardı.
Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik biz kimseden yana değildik.
Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri olmazdı Bir değirmendeydik öğütülen öğütülürken türküler söyleyen buğday başaklarına benziyorduk. Ben çorbalardan tarhanayı yemeklerden kurufasulyayı sigaralardan Harmanı belki bunun için çok sevdim.
Yollar bozuk musluklar bozuk ziller bozuk paralar bozuk ama adamlar sağlam idi.
Bu şehrin yıldızları vardı. Saçlarına kurdelalar takan çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan gözleri önünde yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde küçük çocukları vardı bu şehrin bu şehrin yıldızları vardı.
Ben Fenerbahçeyi amcam Vefayı tutardı. Konya tahıl ambarı Mersin muz cennetiydi. Taksimden Fatihe troleybüs kalkar Şişhanede mutlak raydan çıkardı. Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.
Muammer Karacan’nın adına bir tiyatro binası yoktu bizzat kendisi vardı.
Başımız ağrırdı komşumuz vardı gönlümüz daralırdı komşumuz vardı Çorbamızı umutlarımızı memleket kadar kalbimizi paylaştığımız komşularımız vardı.
Geceleri bekçimiz gündüzleri sütçümüz bizim kadar zayıf da olsa nohuta ve makarnaya alışmış da olsa Sarman adında bir kedimiz ceplerimizde kırık misketlerimiz çamur bulaşığı ellerimiz ve gülümseyen bir yüzümüz kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz bir araya gelerek çektirebileceğimiz bir aile fotoğrafımız vardı.
Bir sabah bütün iyi şeylerin Ayvansaray iskelesinden hayal ülkesine doğru demir alan bir şirket-i hayriyye vapuru gibi aramızdan ayrıldığını gördük Sonra Ayvansaray’ın sularının çekildiğini yazdı gazeteler. Süheyla hanımın Raci beyin Melahat mehveş ablanın Niko’nun Ercüment efendinin çekildiğini ise yazmadılar nedense. Ama yok ama yoklar.
Ne Harman sigarası kaldı geriye ne Olimpus gazozu ne Sadri Alışık.
Kalan bir tortuydu belki.
Belki kırık bir rüya denizi belki suya düşürdüğümüz suretimizin cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı herşey. Herşey Maltepe sigarasının hep arandığında her bakkalda bulunabilmesi ile büyüsünü kaybetmişti belki de . belki de biz bir rüya mı görmüştük?
Hadi hepsi yalandı. Hadi hepsi hayaldi. Hadi hepsini ben uydurmuştum. Ama rüyalarımızın melekleri ve soframızın daim konukları kuşlar? Ya onlar? Onları siz de görmediniz mi? Sizin de sofranıza konup rüyalarınıza uğramadılar mı? Onlar da mı yalandı?
|
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
17/1/2007 - PARAMIZ YOKSA HAYSİYETİMİZ VAR |
PARAMIZ YOKSA HAYSİYETİMİZ VAR dünya dediğiniz abiler aha benim şu yüreğim kadar abiler, hayat dediğiniz ne kadar gülebiliyorsak o kadar boşverin ötesini sallayın gitsin dünyayı paramız yoksa da haysiyetimiz var
gözünü seveyim zeytinin, taze ekmeğin, çayın bakmayın, benim de canım elbet çeker şöyle tereyağlı birbuçuk iskender yine de olsun kesmedikten sonra selamı bakkal ender bi de bizim takıma gol olmadıktan sonra ve de en kıyağından ve de en ağırından bi şarkı patlatınca müslüm baba ne gam ne tasa ne fırtına ne kar boşverin abiler paramız yoksa da haysiyetimiz var
şimdi beni iyi dinleyin canımdan öte ve de en kıymetli sevdiğim muhterem arkadaşlar durumum ortadadır hayat bana da sağlamına harbi bi çelme takmıştır. nevrim dönmüş, midem bulanmış, gözlerim kararmıştır cümlenize olan bilcümle borç edavatım üç vakte kadar askıya alınmıştır. biraz idare edebilirseniz eğer bir de kahveci Nuri'den rica edebilirseniz kesmezse tavşan kanı günde üç bardak çayı elbet bu feleğin paslı çarkı birgün benim için de döner ve düşeş gelmese de gelirse eğer zarımız mesela bir dubara ve hele de dört cahar işi kolayladık sayın ve de inanın ki abiler paramız yoksa da haysiyetimiz var
dalgalan bakalım kızkulesi önündeki dalgalar gibi kalbim hayıflan bakalım hiç kimselere belli etmeden geceleri yorganın altında yazıklan bakalım bu da reva mıdır hayatının baharında bir delikanlıya hep kısa çöpü ben mi çekeceğim hep bana mı denk düşecek çarkıfeleğin iflası hep ben bileceğim başkaları mı kapacak beşyüz milyarı hep ben sevip eller mi alacak aslıyı leylayı batsın bu dünya, sende mi leyla, itirazım var yalana dolana ve ben böyle dolana dolana ellerim cebimde dudağımda ıslığım, başımda eski alemlerin sarhoşluğu Orhan Veli tadında basıp voleyi yürüyeceğim hayatın sonuna kadar hiç tasalanmayın abiler paramız yoksa da haysiyetimiz var...
|
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
17/1/2007 - GERİYE DÖNEN ADAM |
GERİYE DÖNEN ADAM
Yağmur yağıyordu Benim saçlarımda kırağılar vardı omuz omuza konmuş bir gül Kapıyı açtım,elinde eski bir bavul Yüzünde daha da eski bir hikaye Geldim dedi, geldim işte Sana kendimi getirdim,belki unutmuşsundur Birlikte söylediğimiz şarkıları getirdim Bir kaç gömlek bir pijama attı Tuttuğum notları,serin volta boylarında adımları sayıp susuşlarımı Elimle büyüttüğüm nazlı bir menekşeyi Gökyüzüne verdiğim dualarımı Çakmağımı,sigaramı,tabakamı ve kitaplarımı getirdim Döndüm dedi,döndüm işte İçeri girdi aksıyordu bir ayağı Oysa nasılda akardı bayrak gibi önümüzde Nasılda oynardı saçları rüzgarı bulanda Bir ceylan gibi nasıl da koşardı Ayağım dedi,derin bir nefes aldı İçerde dedi,bir bakır tas bıraktım bir kehribar tesbih Birkaç kitap,birkaç iyi arkadaş Tüketilmiş bir çeza ve bir ayak,güldü sonra Dedemin yemen çölünde bıraktığı ayağı ben içerde bıraktım Kurban olsun ikimizinki de memlekete Oturduk,uzun uzun baktık kendimize Onüç yıl sonra yeniden karşı karşıya Bir deli gençliği birlikte düşürmüştük yollara Bir yüreğimiz vardı ve onu koymuştuk ortaya Ben başımı onun omuzuna yaslardım O taleal okurdu kulağıma Ben bazı geceler oturup ağlardım O dua ederdi hepimiz adına Ve pis bir sonbahar akşamında ayrılmıştık Caddelerde arabalar akıyordu yağmur yağıyordu Babalar ekmekleri saklamış çeketlerinin altına Korkuyla evlerine koşuyordu Düdükler çalıyordu,sirenler çalıyordu,şehri kimler çalıyordu? Oysa biz onunla yüreğimizi koymuştuk ortaya Arkasından baktım,elinde tahta bir bavul,cebinde ikimizin yüreği Şifadan ayrılık,rahmetten yoksulluk Şen olasın mahpusluk Kaldır gözlerini yerden,onüç yıl dediğin ne ki? Bana mektup yaz,bir de menekşe resmi yap Ve bir gül gönder anama Kaldır gözlerini yerden,onüç yıl dediğin ne ki? Ve yürüdü Yusuf Yanıp sönen mavi ışıklar düştü gölgesine Ben onüç yıl bekleyecektim onüç yıl kavuşmak için Çebinde rehin götürdü yüreğimi
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
17/1/2007 - BİR ŞEY SÖYLE |
BİR ŞEY SÖYLE
Bir şey söyle Denizler tutuşturulduğunda Dağlar yürütüldüğünde Bir şey söyle Yıldızlar semadan bir bir döküldüğünde üstümüze Bir şey söyle Ben seni unuturum Söyle Yer başka gök başka olduğunda Sallanıp çalkalandığında uçsuz bucaksız sema Hani biz ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi olduğumuzda Bir şey söyle Unuturum ben seni, söyle Kalplerde gizlenenler ortaya döküldüğü zaman Gök yarıldığı zaman Ne oluyor bu yere dediği zaman insan Ve kalakaldığında yüzkarası şiirlerim Ve sensiz bir zaman ve ayaklarımızın altından toprak kayıp Dümdüz eğildiği zaman Bir şey söyle Defterler açıldığında gökyüzü sıyrılıp alındığında Cehennem tutuşturulduğunda cennet yaklaştırıldığında
|
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
17/1/2007 - ADIN BATSIN |
ADIN BATSIN Yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile Yaktın beni küle döndüm dumana döndüm Nasıl edem nere gidem dertli baş ile Bilemedim teli kırık kemana döndüm
Canım aldın, can evimden vurdun ya sende Küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de Sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın Sen de vicdansız çıktın adın batsın
Zaman ola devran döne sen de çekesin Yitiresin umudunu heder olasın Aşka düşe kahrolasın candan bıkasın Ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
Sen ki beni rezil ettin yedi cihanda Yalan oldum talan oldum senin sayende Sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın Sen de vicdansız çıktın adın batsın
Beni özleyince bir nehir yatağını bulsun Kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin Sesime bakıpta ağlıyorum sanma Seni özleyince böyle olsun birazda
Ayrılıversin yaprak dalından İnsan sevdiğinden ayrılıversin Kan damarımdan can pazarından Adam baharından ayrılıversin
Dağda dört mevsim erimeyen kar varya Yokluğum öyle erimesin Sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın Sen de vicdansız çıktın adın batsın
|
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
17/1/2007 - BİR VEDA HAVASI |
BİR VEDA HAVASI
Vakit tamam!.. seni terk ediyorum. O bütün alışkanlıklardan Ve bütün sıradanlıklardan öteye, Yorumsuz bir hayatı seçiyorum. Doyamadım inan, Kanamadım sevgiye...
Korkulu geceleri sayar gibi, Deprem gecesinde bir yıldız, Birdenbire kayar gibi; Ellerim kurtulacak ellerinden, Bir kuru dal, ağacından Çatırdayıp kopar gibi...
Aşksa bitti... Gülse, hiç dermedik. Bul kendini kuytularda, hadi dal! Seninle bir bütün olabilirdik... Hoşça kal gözümün nuru, Hoşça kal...
Vakit tamam!.. seni terk ediyorum. Bu, kırık ve incecik Bir veda havasıdır. Tutuşan ellerimden Parmak uçlarına değen sıcaklık, İncinen bir hayatın yarasıdır...
Kalacak tüm izlerin hayatımda. Gözümden bir damla yaş, Sızlayıp resmine aktığında; Bir yer bulabilsem keşke Bir yer, seni hatırlatmayan; Kan tarlası gelincik şafağında...
Ölümse, korktun. Savaşsa, hep kaçtın... Vur kendini kuşkularda, hadi al! Sen bir suydun oysa, Sen bir ilaçtın... Hoşça kal canımın içi, Hoşça kal.
|
| • 0 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
 |
 |
 |
 |
| VİDEO GALERİ |
HOSPİTAL |
FLASH OYUN |
GENEL SAGLIK |
YENİ OYUN |
|
Hakkımda
ahmet selçuk ilkan şirleri,kendi şiirlerim,aşk şiirleri,hasret ve ayrılık,özlem şiirleri,sesli şiirler,tüm şairler
KENDİ ŞİİRLERİM
• Hasretim Sana
• Nasılsın Tatlım
• Her şeyim Sensin
• Seviyor Gibiyim
• İznime Çok Az Kaldı
• Seni Seviyorum
• Zor Olsa da
• Kalbim Ve Sen
• Gurbet Yolcuları
• Sen Ben Ve Kalemim
• Ağustos 13
• Kalemimin Seni
AHMET SELÇUK İLKAN
• Sen Vurdun da Ben Ölmedim mi?
• İsyanlardayım
• Hatırlar mısın?
• Beni Siz Öldürdünüz
• Ayrılıkların Şairi
• Ayrılık Kapıyı Çalıyor
• Ağır Yaralı
• Ben Bu Köyün Delisiyim
• Ayrılacağım
• Yirmi Dört Aralık
• Kaybetmek Seni
• Tatlı
• Sen Bu Şiiri Okurken
• Gözlerin Kanıma Girdi Girecek
• Hani
• Bir Gün Anlarsın
• Bir Gece
• Allah Kahretsin
• Seni Arıyorum
MEHMET AKİF ERSOY
• Bülbül
• Mahalle Kavgası
• Cenk Marşı
• (Bir Şahaser)İSTİKLAL MARŞI
• ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
NAMIK KEMAL
• Hırrename
• Kıt’alar
• Vatan Şarkısı
• Hürriyet Kasidesi/
YUSUF HAYALOĞLU
• Bir Veda Havası
• İncinen Gurur
• Yağmur İçen Kız
• Yüreğim Kanıyor/a>
• Bir Acayip Adam
• Ayrılık Hediyesi
YILMAZ ERDOĞAN
• Bende Sana Yetecek Kadar Ben Kalmadı
• Bir Mevsimin Acı Gerçekleri
• Sana Bakmak
YAHYA KEMAL BEYATLI
• Siste Söyleniş
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
• Acılar Denizi
• Affet Beni
UĞUR ARSLAN
• Urfalı
• Yollar
• Sen ve Ben
• Sen
• Deniz Feneri
TEVFİK FİKRET
• Küçük Asker
• Öksüz
SUNAY AKIN
• Kağıt Gemi
• Ayrılık Şiiri
• Ama Ölüm
SAİT FAİK ABASIYANIK
• Şimdi Sevişme Vakti
• Mektup
RIFAT ILGAZ
• Oğlum
• Gidişini Anlatıyorum
ORHAN VELİ KANIK
• Denizi Özleyerek İçin
• Beni Bu Havalar Mahvetti
ORHON SEYFİ ORHON
• Gönlüm
• Annemle Hasbıhal
NECİP FAZIL KARAKÜREK
• Anneciğim
• Ayrılık Vakti
NAZIM HİKMET
• Mektup
• Çekilmez Bir Adam
AHMET KUTSİ TECER
• Besbelli
• Toprak İşcisine
• İhtiyar Aşık
• Anneler
ARİF NİHAT ASYA
• Anne
• Tanımadı
• Fetih Marşı
• Dağlar
İBRAHİM SADRİ
• Yalan
• Sevda Sokağı
• Anne
• Buyur Usta
HÜSEYİN NİHAT ADSIZ
• Öylesine Sevmiştim
• Kaç,Gizlen,Sus
• İstanbul’a Kar Yağıyordu
• Kuş Hatıraları
• Paramız Yoksa Haysiyetimiz Var
• Geriye Dönen Adam
• Bir Şey Söyle/a>
• Adın Batsın
• Bütün Türk Gençliğine
• Mutlak Seveceksin
• Geri Gelen Mektup
BÜLENT ECEVİT
• TÜRK-Yunan
• Köylü Kadınlar
• Yapamadığımız
• Göçmen
FARUK NAFIZ ÇAMLIBEL
• Onu Bir Gün Görmedim
• Allahaısmarladık
CEMAL SÜREYYA
• Biliyorum Sana Giden
• Adam
CAHİT KULEBİ
• Gel Seninle Resim Yapalım/a>
• Bizim Dağlar
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
• Dört Yapraklı Yonca
• Çocuksuz Geceler
DİĞER ŞAİRLER Ve ŞİİRLER
• Aşk Kitabı
• Yaşamak
• Beyaz
• Artık Yaşamak İçin
• Medeniyet
• Vatan
• Koşma
• Birgün
• Bir Fotoğrafa
• Titresin
• Ben Artık Sen Olmuşum
• Tatlı
• Kendimi Seviyor Gibiyim
• Bir Ayrılış Hikayesi
|